derealizasyon

 /evvel zaman içinde,


yaralı,

vatanına küskün bir süvariydim.


otların hışırtısı, zihnimde çınlayan sancının sesini bastırıyordu.


anneleri vebaya yakalanan çocuklar, çalışmayan sokak lambaları ve kupkuru otlar, hıçkırarak, içine içine ağlıyordu. 

hiç sevmediğim bir adamın duvarlarına tutunarak yürüyordum. kanım ve gözyaşlarım yarışıyordu. 


/ve işte savaş, bitmişti artık. ganimetler bölüşülmeye başlanmıştı. ve toplu mezarlar, uzun uzadıya kazılmıştı./


akşamında ben,

pek bilinmedik bir çayırda uzanmıştım. gün doğumundan beridir ölmeyi bekliyordum. batımına doğru, nefesim azalmaya başladı. göğün kızıllığı başımı döndürdü. buna sevindim. ömrümce ilk defa, kendim gibi gülümsedim.


gökte bir tanrı, bana göz kırpar gibi,

omzumu sarsan bir sesleniş, gözlerimi açtı,

ne kadar zamandır burada olduğumu sordu.


o bana iyi gelmeden önce ölmek istedim.

kimse bana iyi gelmesin istedim.

istedim ki yalnız başıma, huzur içinde öleyim.


/savaşmadan, direnmeden, usulca./


seslenişler, yankılanıyor şimdi. tenime çarpıp çarpıp düşüyor yakarışlar. ismim yeni nidalar kazanırken, bilmediğim sokaklarda, hiç kendim olmadan. ölmek üzereyim. 


/içimi yarıp kurşunları çıkardılar. büsbütün ağrıyorum. ağrıyan yerlerime acıyla bakıyor genç kızlar./


/tanımadığım bir adam, saatlerce yanıbaşımda ağladı. yaşlı gözlerinin içinden kendimi izledim./


durmaksızın midem bulanıyordu.

saçlarım başkasının saçları,

ellerim başkasının elleriydi.

başımı okşayacak kimsem yoktu.


umarsız

ve telaşsız,

durulmayı bekledim.


haklısın,

henüz apaçık yaralarım.


kolay mıydı,

ölmeye hevesli bir yaralıyı iyileştirmeye çalışmak







Yorumlar

Popüler Yayınlar