ölüm ve işgal
/ağustoslar çok acı geçiyor.
keşke şimdi
kocaman bir yorganın altında ısınırken uyuyakalan küçük bir çocuk olsaydım.
oysa benim, büyüyor her gün
tanrıyla kavgam
başka başka korkularda
kalbimin biçimsiz deliğini
umarsızca büyütüyorum/
bazen duygularımı yıllardır kemiren bir lağım faresini kovalıyormuşum gibi geliyor. gece boyu dinlediğim şarkıyı sabah beşte annem kapatıyor. her sabah dokuzda dışarı çıkıyorum, tüm söyleyemediklerimi yürüyorum. bildiğim en büyük sayılar kadar üzülüyorum sonra.
küçüklüğümde beş tane üzülürdüm mesela, üşüyüp de ısınamadığım gecelerden beri ölçemiyorum bunu.
çocukken sokaklarda bir başıma çok oynadım, herkes bilirdi ki her yerimden kırık yaratılmıştım. onbeş yaşımda sıcacık yorganımdan ayrıldım. yirmidördümde hâlâ ayrıyım. bu yüzden yalnızlığıma çiçekli yorganlar dikiyorum şimdi her gün akşam oluncaya dek. ağır bir yorgan gerekiyor kaçıp da uykuya sığınmak için. çünkü düşler dolu uykulardan, uyanmışız çoktan -kabuslar günaşırı gülümsüyormuş bize- çünkü tüm sığınaklarımızda
devam ediyormuş işgal.
şimdi tüm aşklarımı, nefretlerimi ve çocuk hislerimi, asil bir incelikle kesip biçiyor zaman. balkon mermerine kuş konduğunda, bir çocuk kahkahasında, beklenmedik bir nezaket karşısında, bir yol hazırlığında, saçlarım kesilirken ya da gözlerime derince bakıldığında, heyecanlanamıyorum. gözlerimde yalnız taze bir cenazenin hüznünü saklıyorum. her defasında yeni baştan yaratılıyorum. tekrar tekrar. soğuk bir kolonya şişesi bekliyor sahibini. geceleri odalarda yankılanan ağıt sesi kendimle arama kalkan oluyor.
uykum geliyor
mutfakta yerde uyuyoruz
uyandığımızda yine
bizi saracak bir gövdeden olabildiğince uzak yaratılacağız

Yorumlar
Yorum Gönder