kendimi kendimden söküp atamadığım bir geceden yazıyorum. ve daha neleri kendimden.

uyuşmuş gibiyim. dün yazsaydım, yağmur yağıyor yazacaktım. nasip değilmiş. bugün bittiğini sandığımız ne varsa, yarın daha yeni başladığımızın idrâkine varacağız. biliyorum.

o günden beri şiir bana kendini yazdırmadı. bekliyorum. tenhâlarda yaşamanın sırrına varıyorum. tenhâ, yakar insanı. yandıktan sonra yandım der hal ehli. yanarken hân yanar, yandıktan sonra cân.

peki, sen hiç kendinle yaşadın mı. ne zamandan beri tanışıksın onunla. ne zamandan beri o sokak bu sokak ondan kaçıyorsun. zulmediyorsun. kahrediyorsun. ona bir cânı çok görüyorsun.

ağaçların çağıltısı bana senden haber veriyor. güllerin lehçesi beni derdime vâkıf ediyor. bu sıcacık evde öylesine üşüyorum ki. yolum mezarlıklara düşüyor. bir türbe dibinde uyuklamak istiyorum her şeyden önce.

bizi her dert söyletti, yazdırdı, kovdu, dinletti, ağlattı. şimdi bu derde düşdük düşeli, susmak bile evlâ gelmez oldu. yazamaz, söyleyemez olduk. bizler alışkın değiliz efendiler. bizi dert söyletmeliydi. susturdu. sen kimsin, dedi. hiç bile değilsin, dedi. razı değilim senden, dedi. lâyık değilim, dedim.

değilim.

aklımda kalacak bir bakış yok. bir isim yok dilimde kalacak. bir ses yok ki kulaklarımda çınlasın. yüreğim ise, onda durup konukluk edecek bir yürek yok. dinlenip gidecek yürek, çok.

insanlar teselliler istiyor dostlarından, bin nasihat dinliyor, bir musibeti başlarından def edemiyorlar.

yolculuk etmeyeli çok oldu. uzun yollardan bahis açamıyorum bu yüzden. ki ben, uzun yollarla bilinirdim. yine uzun bir yoldayım aslında. ama bu bildiğimiz türden değil. feyz kariha'nın; "yol ki, hassas bir zâr" dediği türden.

ayçiçekleri, gelincikler, belki beni hiç yalnız bırakmayan bir karanfil. öyle güzel. bu yolda gülmek ne büyük ızdırap, ağlamak ne büyük şeref.

"yol ki, hassas bir zâr, tek vücutlu bir gazâ"

bu yolda en çok, kimlerden neleri azalttığıma baktım ben. kimlerden neleri azalttım ki, kendimde nasıl, bu denli bir hüzün ağırlığı hâsıl oldu.

çiçekler niçin huzur değil de gözyaşı verir oldu. göğe bakmak niçin beni artık bana getirmiyor da, beni benden eksiltiyor.

ne yazık ki ben, hep beni benden eksiltenlerden meded umdum. bunu da vesîle bildim. bin nasihati dinledim de, bir musibeti başımdan def edemedim. ne yazık ki bir defâ cânımızı bu meydâna koyduk, efendim. ömür artık kenârlarda, köşelerde, özlenenin olmadığı her yerde, onsuz, ama en çok onunla geçsin.

hakikati incitmemek için çıktığın bu yolda, incineceğini bilmeliydin sen cân'ım. bugün cümlelerim biraz zorlama. sanki bir aydır yazmayan ben değilim. dahası yaşanana kadar bu :') yaşamayı hâlâ bilmiyorum, lâkin şiir dahi yazasım yok. kürdilihicazkar tadında vakitler geçiriyor, ve size göre basit bana göre kimbilir ne mühim! hüzünler tanıyorum. güzel rüyalar görüyor, ve ara ara kendimi anıyorum.

cân'ım,
sen mi erkenden büyüdün? yoksa hayat mı yanında küçük kaldı?

verilen cân geri alınmıyor, sana diyorum. ey!


Yorumlar

  1. nicedir kavrayamam,
    hâllar içinde hâlim
    |dercesine içimi ferhalattın. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar