"ağılı yaratılan çiçekler gibi, aşık yaratılmak"
ağrılarım, yüklerim hafifledi. dizinin dibinde uyumakla huzur buldum. başım, korkulu. başım, kimsesiz. ağrılarım, yüklerim kimsesiz. gözyaşlarım, beni tanımıyor başı eğik bir gölgeden. ne okusam sana çıkıyor yolu. hayat bana, uyumadan önce muavvizeteyn okumayı öğütlüyor.
ne çıkar, öğretsem yaşı dolmamış çocuklara e harfine yaslanmayı. ne çıkar, küstürsem, sonra gönlünü alsam solmuş çiçeklerin. ne çıkar.
hayat bana, uyumadan önce içimi okumayı öğütlüyor.
hayatım, o sert kavgalar yaşanan sokağın hiç dinmeyen rüzgârında savrulan kağıt parçasına benziyor. kimi zaman gül bahçelerinin kenarına sürgün yedim. kimi zaman -ki eninde sonunda düşecektim- çöp dağlarından savruldum. döndüm dolaştım, zikrettim fikrettim, yine bu sokağa geldim. güller, bana selam vermeyi öğrendi kendi derinlerinden. bazen, biri beni ezsin istedim. bazen biri beni merak etsin, okusun istedim. bir karanfil dibinde günlerce bekledim. savurmadı rüzgarlar beni, burun kıvırdı esmek isteyişime hepsi. bekledim.
karanfillerin beklemek için elverişli olduğunu da öğrendim. sert bir kavganın tam ortasında o gün, bir rüzgar beni savursun diye beklerken, savruldum. işte nerede olmak istiyorumsa, oradaydım. yükseldim, süzüldüm. anladım ki hayatım, rüzgârın kendiymiş. bir kağıt parçasına tecellî etmiş. öyleyken, rüzgârın da Rabbi olan Allah'a hamd ettim.
aşk'a, sevgiye, sevgili'ye, yaşamaya, her gün izlediğim denize, uyutulamamış çocuklara, ilmin hiç son bulmayan deryâsına, kibrin yakıcı ateşine kapılmayana, her şeyin ânidenliğine, tadı değişmeyen sanât'a, vakt'e, ahd'e, acımanın acımasızlığına, gülümseyerek yürümeye, yürümenin geçirdiğine, toprağın elimden süzülüşüne, gövdeden eksilmeyen imân'a, uyumadan önce göğe bakmaya, kalemin vakfettiği heceye, göğsümde soluyan geceye, defterlerde tozlanan hüzne, ellerimizden kaçan ömre, unutuluşlara, aşk'a, aşk'a.. ben aşk'a hamdettim.
aşksız olmazdı, ne olduysa da ondandı.
Rabbim güzeli, menzili beklemek ne zor, ne kolay güzel için çalışmak, ne ferah, ektiğin çiçeğin filizlenmesi. yanından geçerken dokunmadan geçememek, işlerin yolunda gitmesi, ağlamanın bir sebebinin olması, bu nasıl bir keder. rüyalarını anlattığının, rüyana ağlaması. gülerek anlattığının, onu her gece ağlatması. toprağın elimden süzülüşü, çocukların ninnime yaslanması, ne tuhaf.


Yorumlar
Yorum Gönder