kalbinden secdeye ne akar

o her gün gözlediğim çatılardan artık bir keramet yükseliyor. hastalar, ölümlerini kutlayacak iki mum bir pastayla. hem, bilmemezlik de mahvediyor. oysa ben eskiden sancıyan midemi, kusarak sustururdum. güzel bir sabaha uyanma arzusuyla. evet bu bir şiirde geçiyordu. genç bir kız, yalnızlığını anlatmaya gıybet tüküren dillerden başlıyordu. evet böyleydi; içilmeyen kahvelerden, edilmeyen sohbetlerden. ilerledikçe geride hissedenlerden; bir hikâye kalmamıştır artık anlatacak. 

efendim; en son, yanmayı ne zaman böylesine hissettim. ruhumu dört tarafından etraflamış bir şey bu. bu bir şey; ne? ruhumu onbin karesinden karışlamış bir şey bu. bu bir şey; ne?  

şekersiz, demsiz, karanfilsiz, tarçınsız, hem hiçbir şeysiz bir bardak çayın lüks geldiği vakitler. soğuması an meselesi. varsın soğusun, öyle onu izliyorum.

bavulum hazır, okunacaklar bitti, canım yanık. ağrılar ömrümden ömür alıyor.


"solgunluğun koparılmandan değil

soluyorsun

çünkü

sen de yanıldın yalnız olduğunla sancılanarak"


03.09.20

o ki; kavuşsam bile bitmeyen bir hasrettir. benimle mümkün olan her şeyin, bensiz de mümkün olduğunu görmemdir.

işte anlatmaya başladı bugün ilk defa. dedi ki; "sema benim böyle bayağıdır... -bittabii ben bunu duyunca hazırlandım hemen. şöyle bir etrafa bakındım. meded ya, çektim.- ... velhasıl kelam dedi; içimde bir ses konuşuyor durmadan. içim benim içimden yoruldu. sen anlarsın, nedir"

için, senin içini sevsin inşallah. dedim. ya ne deseydim. alper gencer'in bir şiiri şöyle başlıyordu "onun, daha yirmisine basmadan/görmeliydin apansız yaşlanışını" bu dizenin ömre yansımış hâliydi. haklıydı, sabır onun başucuna su oldu. benim başucuma suyum neydi, diyorum bazen. ılık bir ömür yaşıyorum şu son iki aydır. böyle kendi kendine kırık, böyle sanki ben herkesin bildiği sema değilmişim gibi. dün ablam da, büyümüşsün dedi. büyümüş müyüm canım ben. eve bir girişim var, bir sarılış. bir bakış. o ki akmayan gözyaşı. eskidendi bir selamsızlık, bir sabahsızlık. öyle öyle özlemlere alıştım. kavuşmak artık lüks geliyor.

ılık bu ömürde, elini bırakamadığım insanlar var. beni unutanlar, benim unuttuklarım ne çok. güzel akşamlarda perdelerin aklıma esişini, göğün içime akışını seyrediyorum. sancıyan midemi susturuyorum. bir hikaye okumuştum bir kadının hikayesi, kendisine yalan söylenince, veyahut bir riyâya şahit olunca kusuyordu kadın. her yerde, her an. doktorlar çaresini bulamıyordu. onu aldatan kocasını her görüşünde. her.. bazen o hikayeyi okurken nasıl hissettiysem onun geçmediğini hissediyorum. ılık bu ömürde, yine de elini bırakamadığım insanlar var. yine de o ruhumdaki akşamüstü serinliğini kaybetmiyorum. hayatım, gitmeye hazırlanmak telâşesi içinde ilerliyor. içimde özlem, ve sevmek. tüm bu karmaşanın içinden, Hakk'ın rahmetini tecelli edişini seyrediyorum.

09.09.20

"insan bırakılmazmış dedik güller vazgeçmezmiş

güller solar ayrılır

insan dediğin yine

yalnız 

değildir"




Yorumlar

Popüler Yayınlar