gecenin eli kâlbe götürdüğüdür

 



ben bir vakit Hüdayi'de köhne bir sedirde sabah namazına mukabil üç saat uyuklamış ve deryâya dalmıştım. o gün bugündür; rüyaya vâkıf olmayan gözlerim onlara sâdık olmayı talim eder oldu. ben o gündür mânâ biçiyorum. rüyâya ve onun getirdiklerine. buna gayret ettikçe derinleşiyorum. yalnız bunları konuşarak anlatamamak çok acı. hani zarifoğlu'nun bir hikayesinde adam "kelimeyi" bir türlü diline düşüremiyordu. neydi o, neydi o.

evet. işte o hâl beni yalnızca yazarken bırakıyor. uykularım da beni yavaştan azad ediyor. sabahın nurunda kalkmayı hem en çok ben sevdim. bir kere tattım ya o güzeli, göğün rengini, kuşun ötüşünü. öt kuşum öt. hem sen ötmezsen neyler mûhibler, meczublar.

bazı şeylere biz insanlar hiç layık değiliz. lâkin Rahmân beni kelâmına lâyık buyurduysa da bana laf düşer miydi. lâyığına da lâyık olsam keşke. otursam, yine bir deryâya dalsam keşke. ah muhtâcına muhtâc kalmayıp, göz yaşımı tutsam keşke. 

işte o gün bugündür: başımı koyduğum yerden hüzün râhiyaları yükseliyor.

ben üç yıl önce de yaşıyor muydum gerçekten? o da ben miydim?

buraya kadar olan kısmı ne zaman yazdığımı inanın hatırlamıyorum. yalnız o gün bugündür beni terk etmeyen hâl, hâlâ terk etmedi. bugün günlerin güzeline beş gün kaldı, siz bunu okurken hiç gün kalmış olacak. şairin, beyaz haberlerle geldim dediği bu muydu, ben hiç anlamadım.

bugüne kadar beni tutan hallerin hiçbirine benzemiyor.

-----------------------------------------------------

bugün günlerin güzeli. 19.10.20 

07.35

and olsun.

seherde açan güller, kerahatte uçan kuşlar hatrına, sabah vakti mahzunlaşan kediler, ikindi gelince daralan gönüller hatrına, gecenin üstüne hışırdayan ağaçlar hatrına and olsun ki; ben inandım, güvendim, bildim. beni iyileştiren hakikat oldukça, gönül kuşum asla üşümeyecek.

ne zaman gönül desem, alçaktan uçan, kanatları kalbine batan, gözlerine keder bulanmış, ağzında hû'larla hüsn-ü yûsuflar seyreden bir muhîb, böyle bir şey.

bu bir şey, ne?

işte o kuş şimdi ne yapsam, ne hissediversem bilemiyor. âb-ı hayattan öyle sarhoş ki, başından dönmeler eksik olmuyor. yağmurlar bile onu hasta etmiyor. neye ağlasam diye karar kılamamaktan ağlayamıyor. 

-------

21.10.20

23.46

yeniden doğmak için, ölmem gerekiyordu. öldüm. yeni bir sayfa açmam için bir diğerinin bitmesi gerekiyordu. bitirdim. insanoğlu ölürken de eksik, yarım, anladım. bir bardak çayı zor içtim o gün. içtim mi onu da hatırlamıyorum gerçi. zordu dedim, ama güzeldi de bir o kadar. ben ki vaktince yaşamağı kaybetmiştim. ölmeye de yaşamaya da yüzüm kalmamıştı. ben ki benden azade bir ruhla, sürdürmekleri sürdürmekle geçiriyordum ömrü.

ben üç yıl önce de yaşıyor muydum gerçekten? o da ben miydim?

iki gün oldu. farkettim de, ben üç yıldır bir başkası oldum. bu bir başkası gelip bana dönüştü. işte şimdi ben ben oldum. 

iki gün oldu. farkettim de, insan ne derece kırgın ve uzak olsa da umuyor. umuyor, ve kırgınlıklar bir dağ oluyor. yine de insan rağmenlerle sağ kalıyor.

cevaplar aramayı bıraktım sanıyordum. yanılmışım. bin defa özür dilese de hâlâ özür borcu vardı biliyorum. yazdı, beni tebrik etti. alelade tüm cümlelerinde özür vardı, kimse görmedi ben gördüm. sağ olsun.


şimdi ben bilmiyorum Rabbim. sağ olunur muydu, kalınır mıydı?





Yorumlar

  1. Kalemine yüreğine sağlık. Uzun zaman sonra okuduğum kendimde bir şeyler aradığım, kendimde bir şeyler kaybettiğim, kendime bir tercüman bulduğum bir mecradayım. Gördüğüm kaleminin güzelliği kalbinin güzelliğinden vuku bulur. Bahtın da umarım gönlün kadar güzel olur. Annemin deyişiyle veda ediyorum. Yolun bahtın güzel olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin ciğerim amin. Sizin gibi kardeşlerden de Rabbim razı olsun.

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar