adı yok
koparılmamış çiçekler, güzel eller, ince dallar, dayanılacak duvarlar, ağlanılmış vedalar, gülünmüş saatler, göze düşmüş tebessüm, pencereler, sevda, yol, yoldaş, iltifatlar, ağlanmadan uyunmuş uykular, neyin varlar, canımlar, kaldırımda sohbetler, baş koyulacak omuz, sen seversinler, nedenler, nasıllar, elde kalem, soğuyacak çay, bir çekmecede yıllarca sakladığını sandığın kırılmışlığın, güçlü oluşlar, çok sevdalar, yollar yoldaşlar falan hepsi yalan. ben de burdayım işte. ne kadarı gerçek, ölçülmüyor.
fırat türküsü, yarısı içilmiş kahvem, dizlerimi üşüten kader, gönlüm gibi olmaz denilene kadar kaymış başörtüm, kokusu odayı esir almış bitki çayları.
bizim o gencecik güngörmemişliğimiz. yağan ince yağmurun ayrılık şarkısı. üşüyen bir sesin türküsü bu hayat. titrek, kaygılı, kaydırmalı. açtım telefonu, durdum isminin üzerinde. soundcloudda, sen derviş olamazsın, çalmaya başladı. ardından içimden geçeni duyamamaya başladım. başımın ağırmadığı, sade bir akşamdı. vasfedemediğim neydi.
titrek, mahzun, içten, başa sarmalı.
karşımda da otursan bazı anlar, yine vasfedemediğim bir şeyler olurdu.
defterime portakal damladı, kalemimin ucu bitti. ağla dedim gözlerim ağlamadı, gül dedim yüzüm gülmedi. kaynaya kaynaya azalmış su gibiyim. dibi yanıyor demliğin ben hâlâ var olmaya çabalıyorum.
kapattım soundu. yeşil çay yaptım, içine tarçın attım. hiçbir şeyin ne kadarı gerçek ne kadarı yalan ölçülmüyor. ben bir şey anlamadım. dört yaşındaymışçasına ağlayasım var. pembe şapkamı, beyaz yeleğimi, o anlatamamışlığımı istiyorum. konuşmamışlığımı, ağlayış dolu sesimi istiyorum. gerçekti. hissediyordu.
işte canımın içi bu bizim, gencecik güngörmemişliğimiz.

hepsi yalan. ben de buradayım işte. ne kadarı gerçek, ölçülmüyor.
YanıtlaSilhepsi yalan.
Silİnsan, 'zehir olabileceğini' keşfetti. Yalanla, saklı olana yüz çevirmekle, zamansız sonunu getirmekle sonsuzluğa çıkacak yolun: yeminler, omuz omuza atılan adımlar..
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
Sil