ruhumun tekrar yaratılması, hatırlayış, ve şifa

evvelsi gün yoldayken notlarıma şöyle yazdım; 'bütün ihtimalleri düşündükçe, yitiriyorum hepsini kendi içimde, bir ihtimal daha varsa bunu zaten yalnızca yazgının sahibi biliyor.'

başlıyoruz.

kimsem ben, başlıyorum, ve başlatıyorum içimde her gün yepyeni ve ulu bir yenilgiyi. sevgiyi. merhameti. belki de bazen hepsi aynı şey. her kimsem ben, bunu kendime sormayı beni yaratana bir borç biliyorum.

şimdi bir boşluğa takılıp, evet, dedim kendi kendime. sustum sonra, kendi içime sustum. kendi içime düştüm çok yüksekten. düş kırıklıklarımın, bazen de yaşanmış olanların ortasına. onlarla beraber ben de uçmuştum çünkü boşlukta. her kuşun kaderinde bir defa da olsa düşmek vardır nasılsa.

işte ben de çok defa düştüm. kuşların kaderini yazan kudretle insanın kaderini yazan aynıydı nihâyetinde.

altı dakikada geliyoruz buraya, işte buradan sonrası günler sürüyor.

aklımda öyle çok düşünce var ki net olamıyorum. düşüncelerim keskin ve durmadan birbirine çarpıyor. aylar sonunda elime ne geçti diye bakıyorum. ellerim yorgun, yaralı, ve tenha. o yoğunluğun, o samimiyetsizliklerin içinden sıyrılıp nasıl içimi ısıtmışım diyorum. vaktince öyle üşüdüm ki uyuştum, saç diplerime kadar yaktı bu his beni.

gözlerimi kapattım, gözlerini gördüm. tamam, başa sardık.

kim olduğumu hatırladığımda, kalbimin ormanlarından sökülüp gelen bir dirayet, göz damarlarıma, dizlerimin bağına dolandı, titrek ellerimde bir üşüyüş gezindi ardından. kim olduğumu hatırladığımda, kimse bilmedi ben oturduğum yerde, belki bunu hiç hak etmezken belki sonuna kadar hakkımla, yeni baştan başladım. geceler sürdü bu ruhun tekrar yaratılışı ve yaradan durmadan durmadan şifa düşürdü gönlüme. duaya inandım. kendi içime kendi bozuk sesimden şifa ayetleri sayıkladım. 

biraz daha konuşsam zehre dönüşecekti, sustum.

her kimsem ben, kimsesizliğimi alnının çatından vurdum. öyle yaralandım, öyle parçalandım ki, öyle de tastamamım bu sayede. 

ruhumun tekrar yaratılışında yanında bir sen vardın. ilk seni ezberledi bu yüzden.

biraz daha konuşsam, kalbim kendi sözlerine dayanamazdı. sustum.

insanın, hatıralarını bazen aniden arkadan gelen bir kurşun gibi zihninin odalarında hissetmemesi mümkün değil. kalktım, çay suyu koydum, dolandım biraz. gözüme bir defter ilişti. içinde ilk şiirim var. vakti gelmişti, attım. masada oturdum, kendi kendime gülümsedim, sonra gözlerim doldu. ısındı içim. bir his yakmıyorsa ısıtır çünkü. üşüten hissizliktir, his arayışıdır. his yakar, yangına davet çıkarır. ilk şiirim şiir değilmiş aslında bir şeymiş öylesine. ilk şiirimi çok sonra yazmışım, kendimi, ve neyi kaybettiğimi hatırladığımda. 

Allah ayırdığı yolların tekrar ne zaman kesişmesi gerektiğine muktedir olanmış bunu bir daha anlamışım. ve bir rüya görmüşüm. her şeyin anlamı gibi bir rüya. her rüya bir şeyin anlamıdır oysa. bu bir rüya gitgide her şeyin anlamına dönüşüvermiş. bir yol bitiminde sana rastlamışım, ve rüya içinde bir rüya gerçek olmuş. hakikat uzun yoldan gelmiş, yorulmuş. her şeyin içinde bir şey, her şey olmuş.

hikayenin burasını biliyorsunuz zaten, ama tekrar edelim;

kimileri gelirken kimileri gidermiş, kapılar hep aralıdır içimizin bir yerlerinde, evet evet bu hep böyledir. sonra bir gün içindeki son aralık kapıyı sertçe çekip çıkarsın. içinde bir kaldırım bulur oturursun uzun süre yalnız başına, kafanda susmuş şarkılar, daha bitiremediğin öykülerinle. sonra yanına biri oturur usulca, bir şarkı çalmaya başlar daha hiç duymadığın, efsunluca bir şarkı. bir gülümseyiş, bir ışık, bir çarpıntı. burada yeni bir öykü başlar, veyahut sen ve o; öykünün kendi olursunuz.

kalktım. çayın suyu bitmiş, kulpu yanmış. 

her şey dediğin nedir ki, dünyası her şeyi olmayanlar için, dedim. bunu birden dile getirmek istedim. sesim içime düştü. kimsesizliğimi bir yerlerde yine ölmemiş gördüm. ama orası her nereyse, ruhum ordan kaçarken senin ruhunla rastlaşmıştı. sırf bunun hatrına kabullendim yara bere içinde koştuğum tüm yolları. 

yollardan, yol ağrılarından, yol kazalarından bahsetmeyeli çok olmuş. yolda dinlediğimiz güzel şarkılar var şimdi, bazen kederli bazen neşeli. her şey insanı bir saadetin mümkünlüğüne inandırır gibi.

ve bilinmelidir ki, bazı şeylerin imkânsız oluşu bazı şeyleri mümkün hâle getirdi.


cormamin lindua ele lle


 







Yorumlar

Popüler Yayınlar