hasret günlükleri 1
sevgilim,
bugün yine günlerden ne, saat kaç, neredeyim, neden, nasıl, hiçbir fikrim yok. bugün yine kendimi kayıp, tutarsız, belli belirsiz ve ıssız hissediyorum bu şehirde. gülüşler, sıcaklıklar ve kendi olmanın hafifliği nerde bilmiyorum. hepsini hiç görmediğim yalansız bir defterde kurutuyorum. ne çocuksu nefretim var artık ne de çılgın ilk gençlik sevinçlerim. kimseyle büyük bir heyecanla konuşacak şeylerim kalmamış. ne bana karşı edilen nefretler mühim benim için ne de peşimde koşturmalar.
ben yalnızca seni hem çok uzağımda hem de çok yakınımda yaşatmanın hoyratlığı karşısında eziliyorum.
insanların hoyratlığı karşısında ezilmek bundan hafif geliyor bazen. ardıma dönüp bakmıyorum artık kimse için. birbirine benzeyen koca bir kalabalıkta ailesini kaybetmiş o çocuk gibiyim bu şehirde. elimden tutanlara yabancılıyorum. önce sen olmayışlarını görüyorum insanların. sonra bu kimmiş diye düşünüyorum. sen olmayışlarından başlıyorum insanları tanımaya. sonra kalbimi parçalayan o ezilmeyi yaşayıp kopuyorum hayattan. bana seni sorduklarında irkiliyorum, seni anlatmak seni sevmek kadar güzel.
bunu yazmaya başladığımda gözlerim kupkuruydu.
aylardan kasım, aralık olacak, daha ocak var, şubat.. bu bir özlem günlüğü. burası soğuk bir şehir ve üşümek bana kimsesiz oluşumu daha fazla hissettiriyor. uyuyamıyorum.
başım bu gece öyle ağrıyor ki.
öyle iyiyim, ve öyle kötüyüm ki.
ya seviyorlar beni ya nefret ediyorlar benden.
ya imreniyorlar gücüme ya küçümsüyorlar yaşamışlıklarımı.
ya elimi tutuyor, ya itiyorlar uçurumdan.
ne bir şey istiyorum insanlardan, ne de sırt çeviriyorum.
ya seviyorum onları, ya sevmiyorum.
ya dinliyorum hatıralarını, ya susup oturuyorum.
ya gülümsüyorum, ya da gülümsüyorum.
ya seviyorum seni, ya da aşığım.
ya kalbim hâlâ çok yaralı, ya sarılmış yaraların izleri gözüme batıyor.
sevgilim, benim tüm yaralanmışlıklarım, acılarını, senin uzakta da olsan kalbimde kendini yaşatmanın kendiliğiyle kuvvetini yitiriyor.
hiç kimseye kızmıyorum, hiç kimseyi düşünmüyorum artık. geçmişte olanların acısını kendimden çıkarmaktan yoruldum. başkalarının kötülüklerinin benim kalbimi zehirlemesine izin vermemem gerektiğini biliyorum. düşüp düşüp açtığım yaraları kabuk kaldırıp tekrar açmaktan bıktım.
beraber yürüyeceğimiz yolları, keşfedeceğimiz seyir yerlerini düşünerek yaşamaya devam ediyorum.
hayatım, bana bu kadarını borçlu hiç olmazsa.
sen olmayışlarından başlıyorum insanları tanımaya. ne kadar tanısam da hiç tanıyamıyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder