yeni bir kalp

tüm olasılıklarımı kaybetmiş, yüreğimi, sevdalarımı, küçücüklüğümü, içeceğim son yudum suyu da yitirmiş, dizlerimi çöktüğüm yerde denizlere karışmıştım. bugünümle dünümü bilmezden gelip, yarınlardan ümidimi keseli çok olmuştu. herkesin bahçesinde açan güllerden bende yoktu, hiç olmamıştı. bana bir bahçe verilmemişti. avcumda bir parça toprakla koştukça, azalıyordu hiç var olmamış bahçem. bahçem eksildikçe daha da yaklaşıyordum toprağa. şifasız, iç yerinin her kenarından defalarca ıstırapla imtihan edilmiş bir kalbe sahiptim. bir elimde toprak, bir elimde iğne iplikle dolanıyordum, koşuyordum.

nereye gittiğimden, nereden kaçtığımdan haberim yoktu. süren hayatın içinde ben de yanıp sönen bir şeydim yalnızca. 

sonunda dikilecek yeri kalmamış bir kalbi, tümüyle sökmekten daha iyi bir fikir yoktu elimde. şeyhlerin, şairlerin, bilgelerin, büyüklerin himmet ve hikmetinden alacağım bir şey yoktu. benim yoluma yalnız yakarışlar, hasretler ve ağıtlar dizilmişti. bu yüzden elimdeki toprak bitmeye yakın, ben bıraktım yıllardır sıktığım avcumu.

akşamın serin hüznüyle barıştım, sonraki sabah altıda hâlâ uyumaya çalışırken ağladım. neşemi, sevgilerimi, nefretlerimi, ellerimde kaynayan o hayatı kaybettim. yıllardır yürüdüğüm tüm yollardan, bahçemi toplamaya çalışmışım gibi bir his geldi göğsümün orta yerine. bana hiç verilmemiş, ama herkeste çabasız var olmuş şeyleri kazanmaya çalışmakla geçmiş tüm ömrüm. kaç gece söylesem bitmeyecek dertlerim olacakmış hep. tanrının bana verdiği kalple yetinmeyi bilmemişim. çünkü sığmamış ne sevgilerim, ne de azaplarım. 

orda kalmıştım. orası her neresiyse, o bir yerde kalmıştım. akşam önümde bir kediyle yürürken zihnimin kaldığı o yeri hatırlamaya çalıştım. yalnızca, bütün gülümseyişlerimde gizli bir ağıttır, diye düşündüm. orası ya ölüm ya ihanettir, diye düşündüm. ne ikisinin bir farkı vardı, ne de ben bu hangi ölüm, hangi ihanettir diye düşünebilecek güçteydim.

başa sardım. zihnimi tırmalayan kelimelerden çok uzun bir süre kaçtım.

şifasız, iç yerinin her kenarından defalarca ıstırapla denenmiş bir kalbe sahiptim. bir elimde toprak, bir elimde iğne iplikle dolanıyordum, koşuyordum. perdenin salınışı, saçlarımın uzayışı, duvarımdaki fotoğrafın durmaksızın gülüşü, kitaplarımın dengesiz dizilişi, ışıkların sarıya dönük rengi, dün o çocuğun saçı güzelce örülmüştü oysa bugünkü pejmürdeliği, hayır akan suyun bile aynı şeyi söylemesi. hayatın sana hep aynı yükseklerden seslenişi.

her şeyin o aynı durgun, çekilmez, ahenksiz ve bulanık bir tattan haberdar edişi. 

her şeyin o aynı durgun, çekilmez, ahenksiz ve bulanık bir tattan haberdar edişi. 

dolanıyordum, kendime. söktüm o kalbi en sonunda. dağıttım hiç var olmamış bahçemin toprağını. yeni bir kalp büyütmek için.  





Yorumlar

Popüler Yayınlar