tek dizde iki yara

yaşamaya değer bir insan olamıyorum. her şey benimle beraber ziyan olup eriyor. her şeyi kendim gibi ziyana uğratıyorum. kalbimi yerinden sökecek kadar güçlü, bakıldığında anlaşılmayacak kadar zayıf, zayıf olduğu kadar keskin, işte öyle bir kederle savaşıyorum.

affına sığınıyorum. kendimde değilim. inançlar, imgeler, gülüşler, bilinçli bilinçsiz suskunluklar, sevdiğimizi sanarak yaptığımız ya da sevdiğimiz şeyler, cesaretimiz ve cesaretsizliğimiz, hiçbirinden emin değilim. bir türlü olmayanın içinde, oluyormuş gibi olanın yanında -bu harlanan ve tükendikçe yinelenen- kendimden emin olamayışımla, büsbütün deviniyorum. bir türlü olmayanın içinde, öyle durmakla geçiyor hayat. seni özlemekle bitmiyor.

kendimden gelen kederin büyüdükçe azalacağı söylenirdi, bekledim. büyüdükçe hayatın içindeki yerim, kalbim, ruhum, aklım ve iradem açıldıkça, büyüdü bu bulanıklık da benimle beraber. artık kendimden gelen kederimin yanında, öyle çok sebep daha var ki, kendimden geleni huzurlu bulur oldum. zihnimin hiçbir zaman, olmasını istediğim gibi bir şeye dönüşmeyeceğini biliyorum, bu bulanıklığın beni kolay kolay terk etmeyeceğini biliyorum. bunun bilincinde olmak pes etmeme sebep olmuyor, sadece artık kendi bilincime sığamıyorum. yaşamak, hiç de sandığım gibi bir şey değilmiş, yaşamak; cesareti, katlanma gücünü, bir şeyleri sevmekten bıkmamayı, bir kere kalbinle sarıldığın insanı kaybetmemeyi öğrenmeyi gerektiren bir şeymiş. böyleymiş. neyi sevdiğini hatırlamalı, neyi sevmediğini haykırmalıymış insan.

affına sığınıyorum. kendimde değilim. büyüttüğüm sevgiler var içimde ama bazen herhangi bir şeyi hissetmeyi unutuyorum. büyüdükçe küçüklüğüm de beni bırakır sanmıştım, oysa her gün yan yana yürüyoruz ezbere gittiğim tüm yollarda. aynı yağmurda ıslanıp aynı taşa takılıyoruz, aynı yatakta uyuyup aynı yastığa ağlıyoruz. işte böylesi. tek dizde iki yara.

ben böyle bir yaşamın içinde, her nereye gidebileceksem, işte oraya, gidebileceğimin en uzağına kadar gittim, beni durdurduğun için teşekkür ederim. dahası yaşamın olmadığı, dahası seni bile özleyemediğim yerler. dahasını ben de hiç istemiyorum. geldiğim noktada, bu uzak yerde, hiçbir çiçek bitmese de ben biterim. artık susuz da büyüyüp yeşerebilen bir çiçeğim, bunu inkar etmiyorum. ama bunu ben hiç istemedim.


"küçük yaşta ağlar oldum"

işte böylesi

tek dizde

iki yara

https://open.spotify.com/track/5TkiTBQkwVVdrrxRTJzn69?si=iz5EsURGRw2pc1QYetnVqw


Yorumlar

Popüler Yayınlar