son defa

ağustos bitmiş. incirler olmuş. eylül de mi gelmiş. yürüdüğüm yolları geri dönmüşüm. hikayenin kalan kısmını bitirmemişim. bu hikayenin bitişi olmuş. bitirilemeyen bir bitmişlik. nihayete erildiği çok açık. yüzüm gülecek kadar yüzsüz değil. hiçbir şey bitmedi ama başlayan da çok şey var. bu irkitir.

ağustos'un geldiğinden bahsederdim hep o sıralar,bir gün baktım ki,ağustos'a değil sonbaharın gelişine vurgunmuşum.

 beni,ne zaman hatırlayacaksın?

isterdim ki en sevdiğin filmi defâten izlerken en can alıcı sahnede aklına düşeyim, sarıl kaleme kağıda. yürüyorum hep, geçmiyor.

bana varlığımı hissettiren insanlara minnet duymadım. onca kargaşanın içinden sıvışan yavru bir kedinin birikmiş umuduyla yüzünü çevirdiği an içinde,o yer zatında bir otomobilin altında ezilişini anımsadım. tonla muhabbet dönüyor,birine gönül vermedim.  uyanmadılar. bense artık uyandığım her uykudan, kendi yokluğuma uyanacaktım. hep hızlanmaya çalıştım,bu beni yavaşlattı. canım mısın.

evde değilim,hiçbir zaman da olmadım. kendimde değilim,oraya geri dönmedim. şarkıya döneceğim,yolumu kaybettim. ne vardıysa yoğa doğru eğrilmeğe başladı ve ben eğrildiğim yerden kırıldım. burdayım ben..biraz balkona çıktım. ağrı kesici aldım. canım bir şeyler istedi ama ne olduğunu kestiremedim. gece üç'e geliyormuş yeni farkettim. neyi ifade eder gibi oluyorum,ama edemiyorum biliyorum. anlaşılmak istemiyorum. ne mi istiyorum..yaşayalım gelişigüzel,gidişikeder.

üzgünüm..üzgün olduğumu kabul ettiğim için.

bulaşık yıkarken aklıma geldi bu cümle de;
"hiç gerekmeyen yıllarda huzur,
çok gereken yıllarda da fırtına nasıl yaşanır onu anlatacağım."

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar