geçtim her şeyi. uyumuş olmasam da, olmuş kadar ayık değilim. uykum da olsa, canım da sıkılsa, sesim de harlansa, tüllerim uçuşsa dantelâlarla süslenmiş kara kahve bir sandığın üstünden. yaprakların, hışırtı yarıştırdığı bir yoldan geçiyorum. güneşi sırtımda taşıyorum. sağım maviye direniyor, solum yeşile çalan şarkı, yukarı baksam kendimi görüyorum, aşağı baksam hep diplerine giriyorum. hayat bazen de bitkisel kürler konuşmak dağınık bir yurt odasında.
hani hep soruyorum. nerdesin? gözlerim neyi anlatıyor? neyi çağrıştırıyorum insanlara? insanlar çehrelerinde kederi nasıl taşır? dönsem neler değişirdi? gitsem neler olurdu? uyumak neden zordu geceleri? neden gündüzleri başımı kaldıramıyordum? neden bir kitabın üstünde uyurken dürttüler omzumdan? neden ar damarı çatlamış her insan, dudaklarımı çatlatacak fetvalar verdi ahlakıma? bu devir ne devri? çağın insanı ne demekti? insan hep insan değil miydi? cebinde neden tezer özlü taşıdın sekiz gün boyunca? bunları sormayı unuttum. muhabbeti de. artık, ucu kırık bir anahtarla kapıyı açamayacağını anlamış bir gencim. dizlerimi eskitmeye geldim. tül, rüzgâra çarparak ürperten bir şey oluyor geceyi. mühürsüz bir kağıdın işe yaramayacağını anlamış bir gencim artık. gül, çünkü ürperten bir şey oluyorsun hareketsiz emsalinle bu yılgınlık ortasında. sefere gücüm yok. tahammüle Allah güç veriyor amenna.
"elimi tutar mısın?"
güneşi sırtımda taşıyorum. iliklerimde, kanıma cereyan eden türden bir alışamamazlık bu. sen her yerinden kapalı bir geceye girmeye çalışıyorsun. nereme dönsem, kan bağışı arıyor kansızlar benim yaralarıma. şafak çözülecekse ben çözeceğim demiyor ha kimse. şirke gelince, hâşâ. bu şehir hep saçlarımı okşuyor, ama gözlerini deviriyor ardımdan biliyorum.
dönüp dolaşsam da merdivenlerde. bitiremesem de tabağımı. kalsam da kapılar ardında. sönmese de ışıklar. türkü mırıldanmayı bıraksam da. iç çekmeden baksam da kahırlarıma. unutsam da yaşamayı gelincikler izinde. bağırmak istesem de ansızın. insana, ağlamaklı bir geceymiş yalnızca teselli. tam şimdi şarjım bitiyor, gidiyorum.
hani hep soruyorum. nerdesin? gözlerim neyi anlatıyor? neyi çağrıştırıyorum insanlara? insanlar çehrelerinde kederi nasıl taşır? dönsem neler değişirdi? gitsem neler olurdu? uyumak neden zordu geceleri? neden gündüzleri başımı kaldıramıyordum? neden bir kitabın üstünde uyurken dürttüler omzumdan? neden ar damarı çatlamış her insan, dudaklarımı çatlatacak fetvalar verdi ahlakıma? bu devir ne devri? çağın insanı ne demekti? insan hep insan değil miydi? cebinde neden tezer özlü taşıdın sekiz gün boyunca? bunları sormayı unuttum. muhabbeti de. artık, ucu kırık bir anahtarla kapıyı açamayacağını anlamış bir gencim. dizlerimi eskitmeye geldim. tül, rüzgâra çarparak ürperten bir şey oluyor geceyi. mühürsüz bir kağıdın işe yaramayacağını anlamış bir gencim artık. gül, çünkü ürperten bir şey oluyorsun hareketsiz emsalinle bu yılgınlık ortasında. sefere gücüm yok. tahammüle Allah güç veriyor amenna.
"elimi tutar mısın?"
güneşi sırtımda taşıyorum. iliklerimde, kanıma cereyan eden türden bir alışamamazlık bu. sen her yerinden kapalı bir geceye girmeye çalışıyorsun. nereme dönsem, kan bağışı arıyor kansızlar benim yaralarıma. şafak çözülecekse ben çözeceğim demiyor ha kimse. şirke gelince, hâşâ. bu şehir hep saçlarımı okşuyor, ama gözlerini deviriyor ardımdan biliyorum.
dönüp dolaşsam da merdivenlerde. bitiremesem de tabağımı. kalsam da kapılar ardında. sönmese de ışıklar. türkü mırıldanmayı bıraksam da. iç çekmeden baksam da kahırlarıma. unutsam da yaşamayı gelincikler izinde. bağırmak istesem de ansızın. insana, ağlamaklı bir geceymiş yalnızca teselli. tam şimdi şarjım bitiyor, gidiyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder