sel misin ki, çağlıyorsun

kırlardaydım. berrak, pûr-i pâk pınarlar başındaydım. dündü. dün olamayacak kadar bugün. her gün.

kalûbelâda verdiğimiz sözü hatırladığımız, rabb'e yakınlığımızı artırmaya ilk adımımızı attığımız gün. bizim günümüz. herkesin dudaklarından aynı türkünün tınısı dökülüyordu. gülüşlere takılıp kalıyor aklım. uslanmaz yağmurun sesi vardı. biz mi buyurmuştuk yoksa buyur mu edilmiştik bu mahzene bilmiyorum. ama nefslerimiz oldukça tenhâydı. unutmamak için elimden gelen ne varsa yapıyorum. bazense sitemlerimi dökmek istiyorum. ağlayışlarımdan haberdâr etmek istiyorum sevdiklerimi. sevdiklerim de beni seviyor mu diye bir soru düşebilir her an aklıma. aldırmak istemiyorum. kişinin başkalarının büyüklüğünü hesab etmesi için önce şahsının büyüklüğünü hesaplamış olması gerekmez miydi? öyleyse bu insanlar kendi büyüklüklerinden eminler. öyle mi?

ben yastığa başımı her koyduğumda farklı bir ah ile koymak istemiyorum. beni kalbimden vuranları ben niçin kalplerinden vuramıyorum.

kaç kalbi var bu insanların? kaç farklı bakış? kaç farklı aynılığı görüyorum onlarda? ben ne kadar farklıyım ya da aynıyım. farklı olmak iyi bir şey mi. aynı olmak ne kadar iyi?

herkesin ve her şeyin kendi kendine haslığı kirlendi artık. seneler geçerken muhlis olan her şeyin de elinden tuttu. okşadı başını, sen de geç dedi. o geçince, bütün güzellikler de bir turna sürüsü gibi geçti gözümüzün önünden. bakadurduk.

kırlardaydık sevgili okur. berrak pûr-i pâk pınarlar başındaydık. insan durur durur, bir günde ansızın büyürmüş öğrendik. hep söylüyoruz; içine girmeden anlayamazsın. kendini de, içine girmeden tanıyamazsın, anlayamazsın. hayatı da, kırı da, pınarı da.

Yorumlar

Popüler Yayınlar