kesik zamanların, yeni acıyan yazılmışlıkları
boynumdan başımın ön tarafına doğru ilerleyen bir sızlayış, beni hayatımın gerçekliğine uyandırdı. onlar gibi olmak istemeyişimin özünde; kendi hayatlarını, başka hayatları konuşarak geçirmelerinin sevimsizliği vardı.
şimdi ben yolumu ayırmaya kendimi yeni mi hazır hissettim, yoksa Allah kesiştirdiği yolları en mâkul yolla ayırmaya da muktedîrdir, deyip geçebilir miyiz, bilmiyorum. hani insan bilmediği şeylerden mes'ûl değildi. bana hep bilmediğim yerden soruldu. ben cevapları hep, birinci sınavımdan kalarak buldum. şimdi ya kalırsam sınıfta. ya hiç mazereti verilmezse rezil geçen günlerin.
beşeriyet ha gelmiş, ha gitmiş, ha gidecek.
ebediyet hû geldi, hû gitti, hû kalacak.
şimdi cevaplar hazır. sınav değişti. sorusu olmayan cevap neyime yarayacak. kilitledim onu, hâfızamın soğukça bir yerine. yeni bir cevabı bulmaya da mecâli kalmamıştır artık bu genç kızın, diyerek bitiriyor hikâyeyi her kimse yazan.
30.11.20
_______
şimdi ıslanır artık yastık yüzleri değiştikçe. geceleyin fenerimle yazdığım kötü bir yazıdan merhaba. açıyorum camı, rüzgâr gözlerimi yakıyor. çok ağladığınız günlerde, kime nasıl bakacağınızı bilemezsiniz. o günlerin sonunda üç gün boyunca uyuma potansiyeline sahipmişçesine bir derinlik kaplar göz çevrenizi. şimdi annem de öyledir. sakin ve dünyasızlığın heyûlâsına kapılmış bir tona bürünmüştür sesi. hemen yavaşlayan hareketlerim, silik gülüşüm, soluk benzim, hiç'e dönük bakışım. hepsini ondan almışım.
iki gündür ağrıyan başım. sızlaması hâlâ gözlerimin. üşümeli, rüzgâr sesli bir gece bu. rüzgârla konuşabilse idik, onunla iyi arkadaş olur muydum. sever miydi beni, estirir, geçirir miydi beni de.
akşamüstü başlayıp, geceye doğru şiddetlenen bir ağrıyım.
ince oluşun keskinliği
inceliğin keskinliğe dönüşmesi
veyahut inceliğin keskinleştirdiği bir şey..
son okuduğum kitapta şöyle diyor; "kendime bakıyorum, ikimizi görüyorum. bir kez daha dikkatli bakıyorum, sadece seni görüyorum."
sonra diyor ki; "ben senim, ama sen ben değilsin."
birlikte ölebildiğimiz zamanlardan, birlikte yaşayamadığımız bir zamâna nasıl evrildik. beyaz duvarın önünde çekilmiş bir fotoğrafım. nereye bakacağımı bilememem. evde olmayışım. nerede oluşum. misafir oluşun sakinliği. nasıl bakacağımı bilememem. insanın gözlerine aynada bakamaması var. işaret parmağımda bir kına izi. dimağımda artık tükenmez tüm tükenişler. hep sonsuz teşekkürler de sanadır Allah'ım.


inceliğin keskinliğe dönüşmesi-birlikte ölebildiğimiz zamanlardan, birlikte yaşayamadığımız bir zamâna nasıl evrildik.
YanıtlaSil