hepsi bir rüyaydı

hepsi rüyaydı madem neden her şey bu kadar mükemmeldi

madem her şey mükemmel nasıl her şey rüya

madem hepsi rüya sen neredesin

yanımdaymışsın

evet şimdi inandım, geç idrâk ettim

hepsi rüyaydı

derin özlemlerimin ve yanıklığımın hakim olduğu bir coğrafyadır şimdi kalbim. ağlayarak uyuyorsam, sabah uyandığımda bir gözyaşı hâlâ gözümün kenarından devrilmeye çalışıyordur.

zaman aktıkça daha az, ama daha derinden acıyor bu yara. ben karşımdaki o samimiyetsizlikle nereye gideceğimi ne yapacağımı şaşırdım. şu hayatta başka kimin samimiyetine böyle inandım, böyle bir hüsn-ü zannda bulundum, hatırlamıyorum. zann etmenin ne denli bir hata olduğunu öğrenmem öyle güzel oldu ki. bu acının da bana getirisi bu oldu. bugün bakıyorum, öğrendiğimi uygulayamıyorum hâlâ bazı bazı. zaten hayatımız bilip öğrenip kendimize işleyemediklerimizle dolu.

böyle öylesine yazmaya üşenmiyor musun. utanmıyor musun. sızlamıyor musun. kelimeleri ziyan edince onlara acımıyor musun. biraz olsun bakıyor musun gözlerinin hep buğulu oluşuna. hem, sen yaşamayı çoktan öğrenmişsin, olmamış bu şiir.

olmamış bu şiir nursema.

sen bu rüyayı güzel görememişsin.

anneme mektup yazacağım, giderken bırakacağım. ağlar diye utanıyorum. herhangi birine kısa, ama içi ıssızlıklarla dolu bir mesaj atacağım, kalbi hüzünle dolar diye bir adım daha geri çekiliyorum. benim her içime doğru çekilişim, hayata biraz daha karışmamla mümkün oluyor. okuyamıyorsunuz beni. dillere dolanıyor ismim.

hem yaralanmışım, hem yara olmuşum, yazmıştım yıllar önce. cümle kurmakla yol kat'edilmiyor da yazmıştım. demek cidden yollar kat'edilmiyormuş. yola, yoldaşa inancım da seyreldi.

tabuttan mıdır yaşamak. ki böyle dar. böyle ölüm kokusu dâim her an üzerinde.

biz kimlerle birlikte ne çok yaşadık, şimdi ben tek başıma her gün ölüyorum o hüdayi'de uyuyakaldığım köhne sedirde. içim üşüyor. üzerimi kimse örtmeyecek. ben üşümekle yaşamayı öğreneceğim. 

mezarımdan hoşça kallar, sevgiler. mezardan sevilir mi demeyin. iki derviştik halise'yle, bir biz birbirimizi dinledik, o ölünce ben de öldüm. bana dedi ki, her yere ulaştır yazdıklarını, herkes okusun istiyorum. ben ölüyorum, olmuyor. benim ellerim buz tutarken seninkiler sımsıcak olsun istiyorum. onların hayata karşı yapabildiği tek şey gülmek, onlar önümüzden gelip geçiyor, biz beraber geçiyoruz.

yazılar kalsın, yine de yazayım, ama kimsenin yükü olmayayım. canı isteyen, gül'ünü karanfilini alsın, halvetine çekilsin. buradayızdır, ama bir daha ne zaman, bilmiyorum.

güllerle dolu mezarımdan hoşça kallar, sevgiler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar