benim her gün bir meczup ağlar kapımda



duraksadım.

okuduğum ayetlerin devamı gelmeyince kalktım. şu her gün girip çıktığım kapı karşıma dikildi. elim varmadı açayım, dilim varmadı söyleyeyim. diyeyim çekil karşımdan, gücüm kalmadı. ben gitmek için açamazken, birileri gelmek için açtı. bir dağ yükü kalktı üstümden. yürüdüm. belki de bir tek yürümeye gücüm kalmıştı. iki kat merdiven çıktım, iki kat merdiveni hasretimle çıktım, omuzlarımda yazgımla çıktım. içimde öldürdüğüm kaç sema varsa hepsi de benimle çıktı.

uzun sürdü çıkmam.

öyle ki; son basamağa geldiğimde, şimdi yaşım aynı mıdır, dedim. merdivenler bana cevap vermedi.

odaya girdim. bütün düzgün yatakların içinde benimkinin hep yamuk, hep olmamış bir yeri vardı. bir benim dolabımda şiirler asılıydı. bir benimdi her yerinden yaralı yüz.

baktım, cam açık. bir nefes ciğerlerime ulaşmak için savaş veriyor. cam öyle açık ki; gel diyor. sen kendini ancak gökte bulabilirsin. gel, diyor. kendinden başka her yerdesin.

davete icâbet ettim. nereden bileyim olacakları, ben red nedir bilmezdim. beni orada; yorgun bir asfalt, yeşili ağlayan bir ağaç, alaca bir lacivertin içinde pek nurlu bir hilal karşıladı.

öylece baktım, ve öylece baktığım, seyrine daldığım her şey gibi, o da bana seni hatırlattı.

bulutlar birleşip seni söylediler bana. zaten öylece baktığı her şey, aşka götürürdü insanı sonunda. aşk dememeliydim sanırım.

sürç-i lisan ettim.

ömrüm zaten binevi sürç-i lisan, bir boşluğa geliş, bir çeşit hata.

baktım, ve baktıkça dağıldı, büyüdü, parçalandı. ikiye bölündü önce, ne olduğunu anlamadım. üç, dört, beş.. bulandıkça görüntü, o alaca lacivertin içinde kesik kesik onlarca hilal doğdu. içimde kaç sema kaç nur varsa, gözlerimden hepsine bir parça düştü.

ve dolandı dilim, adını söyleyemedim.

kirpiklerimdeki sıcaklığı hissettim.

kalbimin titreyişi odaya dağıldı, o da bin parçaya bölündü.

bölündükçe çoğaldı. bölündükçe, çoğalır çünkü bazı şeyler. merhamet gibi, sevgi gibi, ama aşk öyle değildi, onu bölmemek, hep tam, bir, bütün hâlde sunmak gerekti bir kâlbe.

yine nerden geldik buraya.

kifâyetsiz kalır yine de tüm geri dönüşler, hangi yöne dönsem orada aşk buluyordu beni.

ve bunu hiç, nefsimden ibaret görmedim.

neyse.

her ne ise.

kirpiklerimin sıcaklığı yüzümü alırken, hilal parçalandığı yerlerden birleşmeye başladı. başımı döndürdü bu hadise.

tam düşecekken, biri girdi içeri.

kimdi bu. ismini biliyordum sanki, ama kim. 

o an, senden başka kimseyle sahisinden tanışmadığımı farkettim. 

girdi, ve neden ağlıyorsun dedi..kimdi bu. nerden çıkarıyor ağladığımı.

elimi gözlerime götürdüm. gözaltlarımdaki nem beni daha çok ağlattı.

hıçkırıklarım odada dağılırken, o yine, neden ağlıyorsun, diye sordu. kimdi bu.

burdan düşersek ölür müyüz, diye soruyordu o ân içimden bir çocuk hâlâ.

hilal şimdi sönmüş, yalnız kalmış selviler gibi içine gömülmüş, beklenmedik bir güzellik bulmuş şekilde bakıyordu gözlerime. ben ona bakmadım ki, o bana baktı. öyle olunca, içimde bir şey oldu. seni hatırladım.

kuşlara da küçükten beri hiç ben bakmadım, çiçeklere de, hep onlar bana baktı. 

öyle olunca, içimde hep yeni bir şey oldu.

yanıma baktım, kimse yoktu.

kimdi o, var mıydı gerçekten, nasıldı sîmâsı, gülümser hâlde miydi yoksa üzgün mu, çatık mıydı kaşları, gözleri hangi renkti, var mıydı gerçekten, bir daha görmedim.

neden ağlıyordum,

hatırlamıyorum.

belki her şey için.

belki hiçbir şey.

kim bilir.

şimdi yine duraksadım

okuduğum ayetlerin sonu gelmiyordu,


kalktım.

Yorumlar

Popüler Yayınlar