25 haziran
saat 7.49
kimse için bir mânâsı yok bunun. benim içinse, aklıma gelmen gibi bir izdüşümü var bu saatlerin.
hayatım boyunca kızdım kendime. çünkü hep çok çocukça davrandım. hemen kabullendim. tamamı ile salaklık ettim, her zaman.
hep yanlış zamanda yanlış duayı ettim. yazgım böyleydi. olmadık dualarım ve olmadık rüyalarım tutardı hep. salladığım hiçbir şeyse tutmazdı. ben buraya zaruri bir bilinçli olmak dalgasına düşüvermiştim. hep kendimden emin olmak zorunda bırakıldım. bilmiyorsam ayıptı. küçük de olsam hataya tahammülü yoktu hiç kimsenin.
hiç kimse.
her kimse bu hiç kimseler, -zaten adları batsındı- hayatın her detayını kendilerine göre şekillendirmişler, her şeye bir ad vermişler, işi bitirmişlerdi.
ben doğduğumda yeşilin adı çoktan yeşildi zaten.
saat 8.32
kimse için bir mânâsı yok bunun. benim içinse ruhta birikmiş sözlerin sürgüsünü açmam ile alâkalı bir izdüşümü var bu saatlerin.
hem aynaya bakmama hiç gerek kalmadı. bana her günahım alçakça söylendi zaten. ben de aynaya bakınca hiç güzel bir şey göremedim.
bana çok küsüldü ama ben hiç küsemedim. bana tahammülü olmayanlara tahammül edip de kendi başıma büyük bir bela olmuştum zaten.
kimdi beni seven?
kimdi beni sevmeyen?
ve kimdi, benden ölümüne nefret eden?
hiç oralı olmadım, ki hiç de değildim.
beni hangi ölüm provalarından çağırmışlardı da ben gitmemiştim. hiç oralı olup da kendimi bitirtmeye niyetim yoktu. biteceksem ben bitirseydim. her hâlükârda başkası da bitirse yine suçlu ben olacaktım nihayetinde. dedim şerefimle bitireyim, bendeki beni.
hep yanlış zamanda yanlış duayı ederken üzerine bir de amin dedim. melekler de benimle beraber amine durdular.
sonra hayret ettim. neden olmasın.
insan acıyı bir nefes gibi içine çekerken kıvranmaktan pek bir şey düşünemiyor da nefesi kesilince kendine hayret ediyor.
yaşamayı unutan yolu da hissiyatı da bir köşeye atıyor. geriye bir çift bakış iki afilli cümle kalıyor.
zaten insan; cümle kurmaktan ibaret bir şeymiş gibi, yaşamayı unutunca cümleleri de ağızdan artık pervasız, pejmürde çıkıyor.
ne can kalıyor ne canan.
ne murad kalıyor, ne takdir.
yolu da hissiyatı da bir köşeye atana hayatsızlık, ölememekten sebep bir zaruriyet hâli oluyor.


Yorumlar
Yorum Gönder