dünya âlem dışındaymışız

bugün yazmaya başlamadan çok önce bir şeyler için kelimeler biriktirdiğimi, yazmasam kaybolacaklarını, ölsem uçup göğe karışacaklarını hissettim. kendimi çok oyaladım. eve sığamadım dışarı çıktım, dışarı çıktım yine sığamadım, gidecek ne bir yerim vardı ne bir insan. aradım sesini bulamadım. eve döndüm mecbur, oturdum biraz çok gereksiz şeyler düşündüm. kimseyi suçlu bulamadığımı, her problemde nedense kafamın üstünde bir ışık yanıp da suçlu bu! yazısıyla beni işaret ettiğini, iyi veya kötü bir insan olmak için çabalamazken bile insanların ne yapmaya çalıştığına anlam veremeyişimi, sesimi zamanında duymayanların şimdi sesimi yükseltmeme anlam vermeyişlerini falan.

şimdi masama oturalı çok olmadı ama yazı bitmiş, ben de mental olarak çok yorulmuşum ve üstelik bir ton işim varken uyuyakalmışım, rüyamda cümlelerimin devamı geliyormuş gibi her şey; evet, bir rüyanın ürünüyüm.

rüya demişken evvelsi gün rüyamda geçmişte kalmış birini gördüm, evet geçmişte kalmış, ne üzücü ama. her neyse bana öfkeli ve kanlı gözlerle bakıp ruhumu kesik kesik eden cümleler kurmasına gerek yoktu yine de. her allah'ın günü ruhumu kesiyorum ben zaten, kan kokusundan yaşanmıyor yöremde. bu kadar kederli yazmasam da olurmuş. çayımı bilinçli soğuttum uzun zaman sonra, kendimi gülünç buldum. tekrar kendimden hazzetmediğim bir döneme girdim. diyorum ya sanki kimse suçlu değil. biri bir şey dese, ailemin tutumuna bakıp onu normalleştiriyorum. onların tutumundan da onları sorumlu tutmuyorum. bu hayatta herkes çok sevilecek, yaşam tarzı hemen kabul görecek diye bir şey yok sonuçta. en sonunda gerçekten de kimsenin suçlu olmadığını kabullendim. her şey olması gerektiği için oluyor, her biri bir diğerini davet ediyor, baktım ben dışında kimse şikayetçi değil. suç da bende başkalık da. kalmak da bende gitmek de. gitmeyi seçtim.

belki şimdi bir yerlerde çok suçlu olduğumu düşünen birileri vardır. çok haklısınız diyorum onlara. öyle haklısınız ki.

çay içemeyince kahve yaptım bakışıyoruz şimdi. midem çok bulanıyor. ellerim buz gibi.

hayatımda olup ruhumu görebilen iki üç insan için çok şanslıyım her şeyin yanında. sevgiyi, aşkı, sabrı, çılgın ve durgun hisleri beraberce ve hâlâ hissedebildiğim için de. kimse kalbimdekileri göremiyor, sen gelmiş her hissimle arkadaşsın, hepsinin yanında tereddütsüz oturuyorsun. ne zaman neye ihtiyacımın olduğunu adın kadar bilir gibisin.

şimdi ben kaybolmuşum, şimdi ben düşmeye çok meyilliyim, sen yanımda yokken de içimden bana seslenip yol gösteriyor gibisin.

hayat çok zor, kolay gelirken bile. saç diplerimde bu acıyı hissediyorum.
bilsen, nerelerdeyim.
bilsem.

ben yazı yazdığımı söyleyince insanların heyecanlanıp beni yalnız bırakması çok özel. buna mukabil çok kötü bir yazı oldu.
bir şeyler ekleyip katlanılır hâle getirmem gerekiyor sanırım. kendimi çok uzun zamandır katlanılabilir bulmuyorum. işte hepsi bu

şimdi ben öfkeli ve kanlı gözlerimle kimin rüyasına gireyim, kime bakıp da ruhunu parçalayayım, bu kadar suçluyken ve gözlerim öfkeye elverişli değilken hem de. yahu kimin rüyası bu?









Yorumlar

Popüler Yayınlar