sonsuzlu bahar

iki defa düşme tehlikesi geçirerek indim merdivenlerden. geç de olsa bağladım bağcıklarımı. bana bağcık bağlamayı küçükken kim öğretti, hatırlayamadım. yürüdüm yürüdüm göğe baktım o da zaten bana bakıyormuş, gibi gülümsedi sanki. biraz ilerleyince güneş yüzüme çarpmaya başladı, şarkı açtım.

bir ağaç gördüm, o kadar ağaçtı ki, sarılasım geldi. kelimeler, koca koca kelimeler ayaklarımın altında seriliydi de sanki, her adımda bir kelimeyi aşmaya çalışarak yürüyordum. savaşım olmuştular. ağaç öyle ağaçtı ki, seni hatırladım. baharın gelişiydi, iyidi, hoştu, güzeldi

de, sen yoktun. öyleyse tabii ya, bahar neymiş de gelecekmiş, buna iman ettim.

rüyalarımda çok yol kat'ettim. bazen seninle bazen sensiz çok yürüdüm. çok acılar gördüm, tanıklık ettikçe çürüdü içim. sen aldın hiç bilmeden bana yepyeni bir iç inşa ettin. her defasında, baştan başa. dün şiire oturdum o kadar çok kelime üşüştü ki zihnime, hiçbirini yazamadım.

cümlelerim kör, kelimelerim topal. ne bir menzilim var, ne de kimsenin bilmediği bir sırrım.

gece oluyor, ağrım durmadan benimle konuşuyor. ona git diyorum gitmiyor. kime git desem, bir an bile beklemedi oysa. ne zamanki gitme kal ne olur diyeceğim, koşa koşa gidecek ağrım biliyorum. ama git de demiyorum kal da. ben onu unutmuş gibi yapınca -bu onun canını yakıyor olmalı ki o da benim canımı yakıyor- ama bakıyorum bir zaman sonra o da beni unutuyor. işte böyle oluyor. bu yüzden unutmuş gibi yapıyorum bazen.

işe yarıyor. önce canı yanıyor biraz insanın, sonra yine yanıyor, sonra biraz daha yanıyor, sonra zaten çok yanınca yeni yangınları hissetmiyorsun. 

yanıbaşında seyrettiğin acıyı ne yapsan unutamıyorsun. zihnindeki görüntüler yazgına yön veriyor. kendi acılarını daha çabuk unutuyor insan. kendi yenilgisinden, düşüşünden daha çabuk sıyrılıyor. yanıbaşında, gözünün önünde, zihninin içinde, kalbinin tam ortasındaki ızdırap bir rüyadan uyandırır gibi sürekli sürekli..orada, hava alan çürük bir diş gibi sızlıyor sızlıyor ve sahibine en sahisinden delikanlı bir acıyı yaşatıyor, utanmadan, sıkılmadan.

zaten bir acı utanmaz sıkılmaz. biz utanalım, sıkılalım, gözyaşı neymiş bilelim diye vardır onlar. kim gözyaşlarıyla tanışmadan, lezzetli gülüşleri tadabilmiş ki.

başımı koyduğum yerde hayatın tam içinden bir tad var şimdilerde. insan hayatı üzerine söylenecek çok cümle var, ama kelimelerim öyle ağrılı ki. cümlelerimin gözü açıldıkça sana olan sevgimin daha da çok farkına varıyorlar, mevzunun dönüp dolaşıp buna gelmesi bundan.

çok derin yalnızlıktan, çok derin uykudan, çok derin kâbustan uyandım. günaydın.

aylardan mart, çiçeklerden frezya, kalbimde bir tarafından yorulmuş da olsa o sonsuzlu bahar, sen

https://soundcloud.app.goo.gl/4uuQ3




Yorumlar

Popüler Yayınlar