aşkın kaçınılmaz gerekliliği

 /her sabah yatağında seni delen ve olduğun yere sabitleyen bir duyguyla uyanıyorsun. alnının tam ortasından vuruyorlar gözlerin açıldığı an, ölüyorsun. kanıksadığın tüm hiyerarşilere dair masallar uyduruyorsun, inanıyorsun. keskin sözlerin peşinde koşturmaktan canın çıkıyor, şöyle bir oturayım, demeye kalmadan, biri ölüyor, birileri hep ölüyor.

zamanın döngüselliiği karnını ağrıtıyor.

biliyorum.

başkalarının sana doğrulttuğu silahı sen de doğrultuyorsun. yol ve zaman mefhumu kırılıyor, ağzındaki kanı bugünlerde yutamıyorsun. kendine hayrı olmamanın kendisi bu. ona eklemleniyorsun. hüznün verimini kaybediyor, kedere ve öfkeye dönüştükçe büyüyorsun. kendi yarana üfleyip kendi ayarındalığıyla soğumasını bekliyorsun, sana rağmen harlanıyor. 

zamanın çizgiselliği karnını ağrıtıyor.

biliyorum.

yeni kavgalara gücün yok, gözlerin de kimseyle konuşmuyor artık. sana yaratmayandan, olanı verenden nefret ediyorsun. kahvenin tadını, patates kızartmasının kokusunu alamıyorsun. evdesin. yine de uyuyamıyorsun./

kiko geldi. kucağıma oturdu.

kulaklarından kocaman öpüp sarıldım, miyavlamasından öpebilsem keşke.

kahve soğudu, yas bitti

cümlem hiçbir kalbe girmedi.

ziyan olanın akıllandığı kadar dünya.

sonra bir de işte

aşkın kaçınılmaz gerekliliği.


Yorumlar

Popüler Yayınlar