gündelik yaşam direnişi
sanki çocuğum,
ve biri ismimi tahtaya yazıp üstünü karalamış, yahut düşmüşüm dizlerim parçalanmış. istiklal marşından sonra koşturanların arasında usulca yürüyorum. omzuma çarpıp geçen kimseye ses çıkarmıyorum. yine eve olabildiğince yavaş gitmenin derdindeyim. tanımadığım bir kaldırımda oturuyorum, dizlerimi siliyorum. yara görünmediğinde yoktur artık, sanıyor, acı içinde yürüyeceğime şuurlu halde, kalkıyorum bu sanmayla ayağa. adını bildiğim bir sokağa girmek heyecanlandırmıyor beni artık. istençli oturduğum her masadan, yeni bir keder cümlesi bulup öyle kalkıyorum.
işte öyle üzgünüm. acı insanı bir kağıt gibi buruşturup atıyor. küçüldükçe küçülse de sığmıyor, kendine biçilmiş olduğuna inanılan kaftana.
içim, yaşamaktan ve onun getirdiklerinden yüz çevirdi. bedenime giren kramplar ruhuma da giriyor artık. bükülüp durmadan küçülüyor, yine de gülümsemeyi ihmal etmiyor, bunu sevmiyorum. her gece rüyamda bir şekilde kendimi öldürüyorum. ağıldan kaçan koyunlar geri dönüyor, saçlarımı kesip kapıyı herkesin üzerine kapatıyorum. çocukluk evimin önündeki asma yok oluyor. tavşanımın ölüsünün üstüne bir bina dikiyorlar. resim defterim bitiyor, bir daha hiç defterim olmayacak sanıp üzülüyorum. yağmur yağsın istiyorum. her şey eskiyor aniden gözlerimin önünde. annem, kitaplarım, kağıt uçaklarım, çoraplarım, en sevdiğim tokam, eskiyor. dahası yok sanıyorum, dahası oluyor. uyanıyorum. bir baş ağrısıyla ilaç saatimi hatırlıyorum.
işte öyle üzgünüm,
içim herkesten yüz çeviriyor.
yazmamam gerekeni yazmaktan hiç vazgeçmiyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder