"yarıklarından sızmaya çalışan bir maşrapaya benzer bir hayatı yaşamaya mecburdum.

susuz kalırsam farkedilecektim, bildim. neresinden baksan boşalıyor yarıklarımdan acı su. bitecek, belli meçhul. yarıklarından sızıyorsa su, sızlatıyor da. bunu bir sen bilirsin çünkü bu maşrapa senin vakt-i halin.

çatlarsa, atılmaya mahkûmdur.

mecbur kalmak mı? bırakılmak mı? hangisiydi gözlerinde aramadan bulduğum şey. geceleri ışığımdan sen sorumlusun, gündüzleri karanlığımdan.

öyle yorgunum ki uyumuş olmak isterdim. akşam dokuzdan biten bir türlü olmamış dersime bakınca aklayamadım kendimi ağlamak istedim. şimdi saat 11, çok sonra okuyacak bunu okuyan. şimdi ben dirseklerimi dayadığım bu yatakta neleri düşünmediğimi sorguluyorum. ve neleri sorgulamadığımı düşünüyorum. miyopik astigmat gözlerime bakılırsa hiçbir sorun teşkil etmiyor düşünmem. düşüncelerime bakılırsa dayanmıyor gözlerim.

yarıklarından sızmaya çalışırken patlayan bir maşrapaya döndü hayatım. kim ne derse onu yapmayı bıraktım. gözlerimde dört yılın yorgunluğunu taşımayı da. sızlayan yerlerimle uykumun gelmesini bekliyorum. sen saç diplerimden yaralar çıkaran, dökülmesine mana olan. sen gözümün ferini söndüren. sen bileklerimdeki kramplara sebep olan hayat değil misin.
bulanık dünyama, yorgunluklarıma yakıştırmıyorum seni. dantelâlar asmak istiyorum boynuna. mavi önlükler giydirmek. gözlerinden öpmek istiyorum. ellerine şefkat öyküsü dokumak. dantelâlar asmak istiyorum kabrine. kendime not düşüyorum bunu. gönül ektiğini biçiyorduysa için rahat olsun diyorum.

hep en iyisini istediler. daha iyisini yapınca da istedikleri gibi olmadığı için yakındılar. bu böyledir.

Allah'ım sen her şeyi rızan için çekenlerin de Rabb'isin."

11.00
ö. f. ve n. yurt âlemi.
09.10.19


"taşınıyorum. insan en çok, izlediği manzarasını sahipleniyor yaşadığı yerin. veda ediyorum burda çektiğim fotoğraflara. burda, tam burda değişen çok şey var. ölçemiyorum. hiçbir matematik kavramı yetmiyor göğsünün acısını rakamlamaya. biliyorum. anlat, çünkü ben..dinlemek için bilenmiş gibiyim bu dünyaya. bilendiğim yerlerimden parladıkça can atıyor insanlar ellerine almak için. anlat, çünkü ben..en çok Allah rızası için yapıyorum artık her şeyi. ne bu direnç. hiç merdiven dibinde ağlamamışcasına bir kramp midemdeki. dahiliye kontrollerimden kaçamıyorum.

adın ne? semâ. iyimiş. senin? diye sormuyorsun.

insana isimler yük olarak kalmamalı. kalıyor. yürüyorum ara sıra. eskisi kadar mı bilmem. yoğun çünkü artık her şey. hiçbir şeye vakit yetiremiyorum. kışı seviyorum ama bu sene bir an önce mart'a ışınlanmak istiyorum. cân özüm, hâfızlığım diyorum. evet manzara, özlüyorum şimdiden. yurttan çıkınca da oranın manzarasını özleyeceğim biliyorum. bir de çok çok eskiyi özlüyorsun her şey değiştikçe. artık yakın zamanın ya da şimdinin bir anlamı kalmıyor. senin için neyin anlamı kalıyorsa senden uzak kalıyor. ama bunlar dayanılmaz şeyler değil tabii. ama bazen şey diyorum, ne uzak kaldıysa bize, bunda bizim de payımız hep var galiba. kendimizi kendimize uzak edince, ücrâlarda yaşamaya mahkûm kalıyoruz. gülüşünden öpüyorum minik melik'imin. insanların içinde dili bir şekilde tutuyorum ama kulakta zorlanıyorum. ne zaman susacaklar bilmiyorum. ama ben pek konuşacak gibi durmuyorum. hüznümü ve kendimi ilme adıyorum farkediyorum. hüznüme ve kederlerime sahip çıkan yegâne bir şekilde rabbim var çünkü. eksiklerimle baş ediyorum. nihâvend makamında gözünden yaş olup akmak istiyorum."
1.48
eski ev.
tekli koltuk.
12.10.19


Yorumlar

Popüler Yayınlar