Bir kuş neden kanar
Onca diyârlar, onca yârlar içinde,
bir diyâr varmış. Öyleymiş ki;
Bir varmış, bir yokmuş. Bu diyarda uçmak, her kuşun kaderiymiş. Yani herkes, öyle bilirmiş.
Bir diyar varmış; bu diyarda bir kuş varmış.
Bir kuş varmış; bu bir kuşun içinde de bir diyar varmış..
Uçmak her kuşun kaderiyse de, bu kuşun uçtukça kanatları acırmış.
Ama zorundaymış, zorsa da kimseler başka türlüsünü bilmezmiş.
Bir diyarda olan bu bir kuşun, bir gün kanatları ansızın kanamaya başlamış. Kimse durduramamış, kimseler.
Kim bu kimseler? Kimse tanımıyor, ama her yerdeler.
Bu kimseler yine hiçbir şeyi durduramaz iken, bir gün hepsi bu durduramayışın nedenini merak etmiş.
Bu olmayışın nedenini merak edenler, kuşu merak etmeyi unutmuş.
Çare arıyorlar, çare nerede, onu arıyorlar. Nerede.
Demiştik, kuşu unuttular diye.
Çare, bulduk diyebilmek için aranıp durunca, aranır ama buldurmazmış kendini.
Belki
uçtukça alışırsın
belki
geçer
hem
kendiliğinden
olur ya
düzelir her şey.
Zaman ki, her şeyin ilacıdır, her şeyi geçirir derler.
Her şeyi geçiren zaman, kendini neden geçiremiyor, demiş, titrek ve sıkılgan bir çocuk kalbi.
Bir diyarda olan ve kanatları kanayışlı bu bir kuşumuz uçtukça;
aşağıda,
herrrrr şeyin aşağısında yürüyen insanların saçlarına kanlar düşmüş.
Kan düşer mi, düşmüş işte.
Gün olmuş
Günler olmuş
Kan saçlı insanlar kuşu görmüşler, o gün olmuş.
Demişler
Rabbim bir kuş neden kanar?
Kuş kuştur işte.
Kuşu merak eden olmamış. Yara nedir, kan nedir bilen yokmuş. Bilmedikleri şeylerden korkmuşlar önce.
Bizim kuş da gitmiş
Gide Gide
Bir kaldırım bulmuş
O kaldırımda bir çocuk bulmuş
Gitmiş
gide gide
kaldırımda oturan çocuğun kaburgalarına konmuş
Konmuş da ne diye?
Derdi var, ölmek diye.
İşte gitmiş.
Gide Gide
oracıkta bir kaburga kemiği hizasında ölmüş
Aşıklar varmış, meczuplar varmış dere kenarında, ve meşk halinde kâlbi yangınlı bir terzi varmış.
Ah etmişler,
bir kere daha ölmüş.
İşin iyisi;
kuş artık kanamıyor
insanlar saçlarını yıkamışlar
kuşun yokluğuna şükür etmişler
ellerine gelen kana tükürmüşler.
İşin kötüsü;
ellerine gelen kana tüküren insanlardan, kandaki aksini gören olmamış
sonu yokmuş bunun.
Sonu olmayan şey
sonu olanın tabiatına uyar mı hiç?
Sonu olmayan her şey
sonu olanın yüreciğine gizlenmiş ama?
Kuş artık kanamıyorsa da
kaburgalarından süzülen kanlar çocukta can bulmuş.
Aktıkça çoğalmış,
büyümüş
büyümüş
şiir olmuş
Çocuğumuz, şehrin yükseklerinden bu şiiri bağırıp durmuş
durmadan
bağırıp durmuş
Bu şiiri duyan insanların
kalpleri de kanar olmuş,
kahırla da yanar olmuş.
Demişler, Rabbim bir kalp neden kanar?
O her gün saçlarını yıkayan, ama artık buna gerek kalmayan insanların, saçları aklanmış.
Aklar düşmüş.
Ak düşer mi? diye sormuş bir çocuk.
Annesi,
göstermiş, düşmüş işte bak, demiş.
Düşen kandan korkan insanlar, düşen aktan korkmamışlar, hâlbuki ikincisi ölüme daha yakınmış.
Kalplerini yıkayamamış olanlar -----çünkü onlar bilmezmiş, insan içinden içine nasıl gider, yara insanın içine doğru nasıl büyür, nasıldır ki bir secdede alnı kanar da insanın kalbi kanamaz------kudurmuşlar acıdan.
Acımadan kanamazmış hiçbir şey.
Acı kanayacak yeri hissettirsin diye varmış.
İki yakası birbirinden ayrıldıkça yaranın, hele karşı yakasında insanın kendi varsa, kanayacak yer bunu bilir de,
hayli acırmış.
Kalpleri uzuncadır kan revan iken
Her gece, her gece bir kan gölünün başında toplanmışlar.
Kan gölü büyümüş, deniz olmuş
Büyümüş
Büyümüş
Bir şiir olmamış akanlar.


Yorumlar
Yorum Gönder