yazılmaması gereken
ben senden gidince, gülüşlerimi benden koparacaklar. yine ellerim nere değse yaralanır, her geçen gün eksilirim hayat bulan yerlerimden. kapanır çağlar. içimizde akan nehirler durur. biz o durgunluğu seyrederken geçer belki bir ömür.
çayı demlemişim, demliği tekrar suyun üzerine koymayı unutmuşum. ellerimi dayamışım tezgaha. eğilmişim, daha da eğilerek, yere kapanacak gibi ölmüşüm, bunu ben yazmadım, olmuşum yazacaktım. klavye benden önce davrandı. ki, ölmüşüm.
sen yokken de akşam olur. bir esinti gezer bağrımızda. belki bahar gelmiştir belki ölüm ko(r)kusu saklıyordur rüzgarlar sırtında halihazırda. ben üç yıldır böyle gülmemişim, tam şimdi kopacak kalbimin telleri. ben o tınıyı bir daha nerede bulacağım.
anlıyorum ki kalbimiz ağrıyorsa, biraz da ağırlığından. o mu bize yük, biz mi ona? ama bazen de öyle hafif olduğunu hissediyorum ki, işte o vakit kalbim uzun bir nehir gibi akıp gidiyor sadece. ruhum da belki kenarında oturmuş duruyordur öylece.
akan her şeyin bir sonu var. ya zaman? o da akarken ağrıyor bence. zaman ağır bir şey ve geçerken ağrıyor, sızlıyor, ağlıyor, bunu sadece ben hissediyor olmamalıyım. ardında bir şey bırakmayan gidişlerin yükü ağır.
perdeler tutuşuyor gözümün önünde. tüpü açmışım, kahveyi koymuşum. ateş perdeyi almış. sağ elimi tezgaha dayamışım. gittikçe eğiliyorum. içime. her saniye ateş daha da yakınlaşıyor, ellerim ısınıyor ilkin, yanıyor sonra. yanıyorum. şimdi de o anki kadar yaşıyor muyum.
bir yaz günü, eski ev, belki bayram, kalabalık, mutfağa gidiyorum, büyük dolaptan sevdiğim o bisküviyi alacağım. kapağını açıyorum. dolap olduğu gibi üstüme yığılıyor. annemin kış için hazırladığı kavanoz kafamda patlıyor. şimdi de o anki kadar yaşıyor muyum.
dokuz yaşındayım. annem anlat diyor, anlatmıyorum. o pes edince ben de pes ediyorum. ömrümce de kimseye o acıyı anlatmıyorum. anlatamıyorum. buraya da ne cümle yazıyorsam, ardımdan az bir şey kalsın diyedir.
bu sene artık sesler kaydetmeye başlıyorum, içimden geçen bazı düşünceleri bir seri olarak kaydediyorum. ölüm ko(r)kusu sardı mı her yanı, işte insana ızdırap olarak bu yeter.
kavuşmadan ayrılık yazıldıysa da yazgımıza, bir cân'ım sende kalacaktır. bir insanın kaç canı vardır. benimkinin biri hep sende kalır.
cân'ıma haber salın, cân'ımı bana hiç geri vermeyecek mi yoksa?
vakit dar. gülüşlerimi benden yüzümü yere süre süre çalıyorlar.
film şeritlerindeki yüzüne taze gülüşler çiziyorum
siyah ekran dönüp duruyor.
dönüüüüp
duruyor
senin şehrinin havası temizdir
ben de
herrr gece baktığın o yıldızım
bu gece
bir daha bak
giiiiit gide
sönüyorum


Yorumlar
Yorum Gönder