alın yazısı
şimdi çayımı almış keyifli keyifli kitabımı okuyor olabilirdim. balkonda oturuyor olabilirdim veya esrayla telefonda konuşuyor olabilirdim. ama oturdum bu yazıyı yazıyorum. sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyorum ya da onlar bana yetişsin istiyorum. bunu yazmakla başıma ağrılar saplıyorum. oysa derinlerim deşildi derinlerim oyuldu orada bir güzellik oluşturacak kadar saf bir şey kaldı mı bilmiyorum. şiir yazmıyorum artık bu yüzden. kalbimde bir yerde cümlelerin gelip gelip de aşamadığı bir duvar vardır belki de artık. işte her gece de bu birbirine çok benzeyen mide bulandırıcı iç sıkıntısı. beni anlayabilecek olanın beni yaralaması, beni doğuranın bana sırt çevirmesi, saçımı okşayabilecek olanın saç diplerimi sızlatması. balkon mermerinin soğukluğunun gözlerimi yaşartması. biraz üzdüklerim biraz beni üzenler. kimseye hiçbir şey anlatasım açıklayasım bunu da sanki çok önemli bir şeymiş gibi yapasım yok. dinleyesim de.
duymuyorum sanki zaten, boş muhabbetler bir uğultu eşliğinde geliiip geçiyor. geriye karmakarışık birkaç isim bir iki de belli belirsiz sıfat kalıyor. şu mutlu şu çirkin şu fakir şunun da ne yaptığı belli değil bu da neden bu işi yapıyorsa şunların da şusu busu var bu da böyle ama böyle giyiniyor allah hidayet versin. işte ben de onu diyorum şimdi. allah hidayet versin.
herkes kendi gibi biri olmadığı için suçluyor bir diğerini. şu uslu bu çok kopuk bu tembel şu da pek kendini bilmez. evet, şu da pek kendini bilmez. neyse işte midem bulanıyor bunlardan. ben de bazen çok usluyum bazen çok deli. sustuklarım için de konuştuklarım için de bazen pişman bazen tam tersi hissediyorum. bana kim ne dese faydası yok artık. incecik ve metanetli bir sevginin ipiyle hayata tutunuyorum. ben hâlâ yeşil mi giysem kahve mi karar veremiyorum. bir öğün yemek yiyorum ve sesimi unutuyorum. güneşten yanıyorum diye şapka takmaya başlıyorum ve bugün yağmur yağıyor. hayat çok iğrenç diyorum. gülüyorum da ama. sessiz sedasız yolun karşısına geçiyorum. acıyla inliyorum bir kaldırıma oturup da. kalbime kramplar giriyor. hayat çok iğrenç diyorum. ama gülümsüyorum. üstelik derinlerim deşildiği için yepyeni bir derinlikle gülümsüyorum. alnımı soğuk mermere dayayıp bütün gece ağlayabiliyorum. özür dileyemiyorum. kalbimi açıp da gösteremiyorum. bi huzur verin diyemiyorum. kimsenin huzur anlayışı da birbirine benzemiyor zaten.
terk edilişlerimi ve terk ettiğim şeyleri düşünerek mutfak masasında oturuyorum. üşüyorum hayat iğrenç diyorum, gülümsüyorum kesinlikle. hâlâ her şeyi çok iyi hatırlıyorum.
belki de en şiddetli ağlayışlarım gözlerimden henüz akmamış olanlardır, bilmiyorum
sokakta bir sarhoş bağırıyor, köpekler deli gibi havlıyor, içim ürperiyor, sarsılıyorum

Yorumlar
Yorum Gönder