yaşamalıyım
merhaba, ben bu işleri pek beceremem, kafamın içinde harekete geçmemi engelleyen bir pimle doğmuşum. beynimden ağzıma giden yollarda binbir berzah var.
belki anlarım, belki anlamam, bazı diller dinlerim bir ikisini bilirim, birkaçına aşinayım, bazısını ayırt edebilirim, hiçbirinde kendimi anlatamam. ne yapmam gerektiğini bilsem yapamam, şarkı dinler söyleyemem, yazsam yazsam bir deftere bir daha yüzüne bakmayacağım şeyler yazarım.ölü diller duymayı severim, ölmekte olan diller dinlemeyi severim, yaşamakta olan diller dinlemeyi severim, kendi yalanlarım pek yakın bana, pek bi benden, başkalarının yalanlarına inanmayı yeğlerim. sınıfı geçmeliyim. olayları olması gerekenden daha karmaşık hale getirip altında kalmayı bırakmalıyım. kendim olmaktan ben de sıkıldım, başkası olmaktan da sıkılırdım. belki bir gün bir mahkeme önünde bir yönetmenin eline sarılırım. mümkündür.
sinema güzel, ahmet uluçay'ın güncesi fena, gülce semavi bir afet. bense sinemadan da günceden de anlamam.
varolmamış dünyaları, yaşamamış insanları severim. düşüş öyküleri ve kasvet ve gam keder ilgimi cezbeder. kötü yazarlar okuduğum için üzgün mü olmalıyım. birkaç insan ömrü adamamız gerekebilir ama izin verirseniz bir dili diriltebilirim.
kendimden ne beklediğimi bilmiyorum, benden bir şey beklememeliyim. neden yazdığımdan emin değilim, yazarsam nolur bilmiyorum, ben bu işleri pek beceremem. dinleyenleri görmek anlatmaya dahil mi. anlatacak bir şeyim var mı, anlatılacak bir şey var mı. bugün yalnız yemek yedim.
boş zamanlarda çocuğuma isim koyarım, z harfi beni zorlar.
başka diyeceğim yok, bu bir ulan ben istesem yazabilirim sanırım yazısıdır. iyi yazmak isterim ama sanırım önce kötü yazmalıyım, özür dilerim.
iyi akşamlar, ben bu işleri pek beceremem.


düşüş öyküleri ve kasvet ve gam keder ilgimi cezbeder.”
YanıtlaSilÇünkü isteyerek bohem bir hayat yaşayamıyor insan. Bir Dostoyevski karakteri olmak için kendine acıyor olmalısın. Çaresiz olmalısın ve bir de. Ama çaresizliği tercih edemiyorsun. Ama içten içe çaresiz olmak istiyorsun. Elinden bir şey gelmediğini bilmek ve buna inanmak insana bir rahatlık verir, garip bir huzur duyarsın. Huzura bulanmış o melankoliyi hissedersin. Melankoli sana bir haz veriyor. Koyu bir haz. Melankoliyle birlikte kendine acıyorsun, kendine gördüğün o zavallılık ve garabet sana huzur ve haz veriyor. İşte o zaman çaresizliğin huzuruna erişmiş ve bir dostoyevski karakterine dönüşmüş oluyorsun. O zaman bohem bir hayat yaşayabiliyorsun. Ve o zaman onun hazzına erişiyorsun.